dada da dan
Yarın sabah İstanbul’a gelmek üzere evimi son kez terk ediyor olacağım, işte bu da son Warwickshire postum. (Gerçi ağustosta tezimi vermeye gelicem ama artık burda yaşıyor olmayacağım, sayılmaz o yüzden) Şu an bomboş ve tuhaf bir evden seslenmekteyim. Son kalan eşyalarımı da çeşitli hayır kurumlarına götürdükten sonra ev tamtakır ve berbat görünüyor, aynı ilk geldiğim günki gibi. Evin dışına bir kiralık tabelası koymuşlardı, geçen gün üstüne let sticker’ı yapıştırmışlar, bir sonraki sahibi de belli olmuş yani, kendisine örümceklerle mutlu bir hayat diliyorum.
Bugün sonların günü olduğundan son kalan penny‘lerimi harcama operasyonu yaptım; bir, beş ve onluklardan oluşan toplam dört poundluk bir yığını bakkala götürüp bir sürü Skittles aldım. Kasadaki adam da üşenmedi saydı, arkamda acayip bir kuyruk oluşunca ekstra kasa filan açtılar, o derece bir olay çıktı ama sekiz paket Skittles’ım oldu mutluyum (gerçi hiçbirini ben yemeyeceğim kihkih). Bir de bugün bütün gün yağmur yağdı, gözüm arkada kalmayacak o yüzden. İngiltere’ye yaz gelmiyormuş gerçekten, bilginize.
Kenilworth şubemden yazdığım son yazının şerefine kayıtlara geçmesi için bir dizi güle güle diyeceğim, drama için şimdiden özür dilerim, başlıyorum; güle güle mükemmel posta kodum ve adresim, güle güle Waitrose, pembe greyfurt suyu ve armutlu cider, güle güle lezzet pınarı hint restoranım, güle güle pis halım ve beni yemekten vazgeçmeyen örümcekler, güle güle haşlayan ya da donduran saçma musluklar, güle güle evimin yanından geçen trenler, güle güle 12 numaralı çift katlı ve hep geç kalan otobüs, güle güle dünyanın en ıslak ve rüzgarlı otobüs durağı, güle güle charity shop‘lar, güle güle harika İngiliz televizyonu, emlak, antika ve quizshow programları, güle güle pazar günleri hangi çöpü çıkartma sırasıydı diye düşünmek, güle güle evim, öpüyorum, yeni sahibini daha az ye.